20 Şubat 2013 Çarşamba

İsmail Sarıgene Şiirleri



Yokluğuna Düştüm / Özlemin Koca Bir Musalla
İsmail Sarıgene
Affet / seni daha fazla yaşatamadığım için.


Bir ekim sabahıydı 
Uykusuzluğumu gözlerimde delik deşik ettiğim.
Yüreğimin tüm coğrafyasına 
Dikiş tutmaz bir yara bıraktın. 
Kapanmaya yeltendikçe pervazlanıyor
Yokluğundaki ince yorgunluklarım.
Soğuk ellerinde bir can aradım,
Sağına devrilmiş yüreğini kaldırdıkça
Sen başını toprağa çevirdin…
Gitme dedim,
Gittin...

Gece yarıları pencerelerde seni beklerken
Evimizin demir kapısını çeviren o anahtar sesiydi
Beni ayakta tutan.
Her an seni kaybetme korkusunda
Göğüs kafesindeki her bir nefes alış
Bir Cennet hazırlığı kadar büyüktü yürek derinliklerimde
Yokluğundan arta kalan fotoğraflar bile avutmuyor 
İçimin kurdeşen yalnızlıklarını.
Öyle çoğul bir yokluk bıraktın ki senden geriye,
Hiçbir harf anlatamadı
Seni omuzlarımda taşırkenki acıyı
Ellerimle seni toprağa verirken
Düştüğüm hiçbir kuyudan çıkamadım hâlâ.
Sensizliğin koca boşluğunu anlatırken 
Yetim düştü cümlelerim ayak ucumda.
Geleceksin sanmıştım oysa.
Kapanan o kapıdan yeniden 
Döneceksin sanmıştım.
Gözlerim hep o kapıda.
Gelmedin henüz..
Hâlâ içimde bir umut…
Geleceksin değil mi?
Geleceksin!..

Şimdi bir cümlelik yokluk kazdım yüreğine.
Suskunluğun bana yaşarken musalla.
Ve affet baba,
Seni daha fazla yaşatamadığım için.
Ellerimde son nefesini verirken
Toprağa koşmana izin verdiğim için 
Affet!

Tahta arabalı çocukluğumda
Sıraya dizilmiş binlerce ıslak şiir.
Yokluğunu aramakta uykusuz kalmış uykularım.
Ve en çok ne acıtıyor beni biliyor musun baba ?
Uzun zamandır memleketime yağmur yağmıyor.
Gök yarılsa,
Dereler taşsa,
Bardak boşalırcasına 
Bir yağsa…
Avaz avaz gözyaşlarına boğup gözlerimi,
Çığlık çığlığa ağlayacağım.
Yokluğuna bir gök ağlayacak,
Bir ben.

Affet beni baba!
Sana gelemediğim için.
Seni çok özledim baba.
Bir çağırsan diyorum,
Koşa koşa gelirim sana..

13 Kasım 2012

İsmail Sarıgene







Mavi Bilyelerim Hükümsüzdür
İsmail Sarıgene

Birkaç kanadı kırık uçurtma,
Geceden uykusuz bir masal,
Bir iskelenin ayak uçlarında
Ayrılığı gözünden öpmekte yüreği ıslak çocukluğum.
Hangi düşümden düştün de 
Sevdaya giden tüm yollarını acının gözyaşıyla süsledin ?

Kapı eşiklerinde can (k)ayıbından öznesi düşmüş
Cümlenin içinde yalınayak suretim.
Esrik bir rüyadan musalla soğuğuyla 
Uyandırmaya yeltendikçe
Kuyularda gusle zorlanan bir yar(a).
Hiç mi kesilmez ayrılıkların göbek bağı ?
Hiç mi kurutulmaz sevdanın gözyaşı ?

Ne zaman sevdaya yazılmış bir şiir doğsa zamansız,
Alnı ortasından vurulur özlemlerim.
Ne zaman sevdaya dik durmaya çalışsa 
Tahta arabalı çocukluğum,
Yalnızlıkta açılan acılarımı kapattığım yerden
İfşa edilir çölleri bile doyuracak kadar ıslak gözbebeklerim.
Hadi topla düşlerini, iç kırıklarını.
Şimdi mevsimlerden hazan,
Şimdi zamanzamansızlık.
Kaldır eğik başını,
Gökyüzünden sağnak sağnak 
Ayrılık şiirleri yağmakta.

Ayazına dik duramadım körpe aşkın.
Acıyla savaşamayacak kadar korkaktı düşlerim.
Yağmalanmış ve yavan yüreğimi
Bir cümlenin içinde intihar ettim.
Ve gerekçeli karar; 
Şiir yüzlü çocuklarım artık öksüz,
Mavi bilyelerim hükümsüzdür.


10 Ocak 2012

İsmail Sarıgene





Tövbesi Zulalanmış Bir Gözyaşı
İsmail Sarıgene
Karanlığı sahneleyen bir gece daha.
Uykularım bile uykusuz.
Dipsiz bir kuyuya düşmüş gibi
Nihavent şarkılar bile avutmuyor sesinin uzaklığını.
Bir ses var sevda kundağındaki çocukluğuma.
Sadece bir ses ne olur.

Mevsimlerden kör bir soğuk.
Zamanlardan derin bir yokluk.
Masallar yetim,
Şiirler öksüz.
İmkansızlığın içinde kanayan yaralarımı sustur nefesinle.
Kuraklığıma, kırsallığıma, kısırlığıma
Gülüş’ünün sıcaklığını bağışla.
Orta yaş sancılarıma,
Nükseden yalnızlık kramplarına,
Yüreğinin umutlarını bırak.

Damarlarımda devşirme bir isyan.
Tövbesi zulalanmış bir gözyaşı ayak ucumda.
Ertelenmiş bir özlem,
Kavuşması tehirli bir otobüs bileti.
Ve kırık bir pencere
Gözlerimden gözyaşı diye dökülen.
Ve kapı eşiklerinde bekleyen bir ayaz.
Üşüyorum;
Bir Elif miktarı nefesini sun düşsüzlüğüme.

Kangren bir geceye daha neşter daha bıraktım.
Satır satır,
Harf harf işledim özlemini.
Ve gözlerimi kapatıp
Sevdanla hayata sımsıkı sarıldım.
Uzaklığını da,
Suskunluğuna da ;
“ Yürekten eyvallah “

“ Sen benden bir ömür boyu uzak olsan da 
Ben varlığına sımsıkı tutunur,
Ömrüme ömür katarım “

13 Ocak 2013
01: 17

İsmail Sarıgene





Sensiz Yaşamaktansa
İsmail Sarıgene

Dokunma ey hüzün




Bırak dağınık kalsın.
Kaldırma gözyaşlarımı ayak uçlarımdan.
Ürkek adımlarımı,
Üşüngeç yaralarımı es geçiniz.
Tahta arabalı çocukluğumu da bağışladım.
Gökyüzüne bir bayram namazında salınsın
Daha yeşermeden düşük yapan
Düşsüzlüğümün gözyaşları..

İçimde kırık binlerce yürek penceresi,
Ve yaraları nükseden gençliğim.
Kapat kapıları, kalbimi yokluyor ince ayaz.
Gecenin karanlığına düşmüş bir ağıt,
Yorgun düşmüş binlerce kağıt,
Şahit seni ölümsüzlüğe yazdığımın.

Köz olmuş dudaklarımda ince bir yokluk.
Parmak uçlarımda 29 harf diz çökmüşken
Nereden çıktı bu suskunluk.
Hadi kapat gözlerimi gözlerine.
Sensizlikte yaşamaktansa
Varlığında ölümle onurlansın yüreğim.

13 Ocak 2013

İsmail Sarıgene




Kocaman Eyvallah
İsmail Sarıgene

Her bir gül’üşün,
Üşengeç yaralarıma,
Umut iklimi aşılayan bir bahar sayfasıydı.
Her bir sözün,
Yavan dudaklarıma giydirilen
Koca yürekli bir alfabeydi;
Öğrendikçe sevda kapısını aralanan.

O ince yüreğin;
Cennetin bir köşesinin keşfedildiği,
Mutluluğa atfedilmiş ince bir 
kitap.
Okunan her bir sayfasında,
Binlerce hayat karesinde umut saklı olan.

Bana yüreğinin içindeki
Binlerce sevda cümlesinde bana yer ayırdığın için
Ve bana harflerinle ,
Hayata sımsıkı sarılmayı öğrettiğin için
Ve her 
gül’üşün için
Kocaman " eyvallah " 
sevgili.

05.09.2012
İsmail Sarıgene

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder